(MinaUrgan, Bir Dinozorun Anıları)

”O sırada küçüktüm ama, tramvaylarda erkeklerin oturdukları bölümü kadınların oturdukları bölümden ayıran perdeyi çok iyi anımsıyorum.

Mustafa Kemal, o perdeyi de, kadınları toplum yaşamından dışlayan, karanlık köşelere kapatan bütün perdeleri de yırttı o güzel elleriyle.”

İlişkilerde birbirimizi fazla yoruyoruz:

”Herkes, herkesin pençelenebilecek yerini çok iyi biliyor. bu yüzden herkes birbiriyle kılıçlı kalkanlı bir arkadaşlık kurmuş. her dostluk bir cenge dönüşebiliyor. her an dövüşe hazır bekleyen bir gerilimi yaşıyor bütün dostluklar, birliktelikler, ilişkiler.

herkes istediği anda ötekinin hayatından çıkıp gidebilir. hiçbir şey değişmez. kimse kimsenin hayatında sarsıcı bir yer kaplamamış.
herkes birbirini yaralı seviyor.
yaralıyken seviyor”

Duvarlar NEDEN var!

Günde 10 kez ülkemi düşünüyorum ve iç sesim… nereye çekersen gelir bu duvar yazısı
Şili sokaklarından bir duvar yazısı: “depresyon değil, kapitalizmdi.”
acelesi mi yok ? inceden olduğu belli…
biraz fazla dağıldık…
vazgeçmek zorunda kalanlar…
kazana atalım onu?

Füruğ! “keşke bir güvercin olsaydım,bu dünya sevmek için çok küçük”

Aydınlıktan korkanlara inat yaşadı. Kısacık ömrüne başkaldırış, çocuk özlemi, aşk, tutku,bir çok kadına ilham kaynağı olacak şiirler,eserler bırakmıştır.
Ailesinin istediği hanım kız, eşi için sadece yemek pişiren bir robot, devletin zorla dayattıklarını kabul eden korkak olmadı. Gerek ülkemize gerekse dünyanın bir çok yerindeki ataerkil toplumların, dayattığı zorbalıklara dik duruşu ile kadınlar için tarihi bir isim olmuştur. Kadınların daha iyi bir yaşamı hak ettiklerini savunmuştur. Şiirlerinde sadece isyan yok! ‘‘umut’‘ ve ‘‘özlem” öylesine yalın ifade edilmiş ki hayran olmamak elde değil. Acılarını kalemiyle hafifletmeye çalışmış füruğ…
Kendisini reddetmiş babasının soy ismi ile anılmasını samimi bulmuyorum. O sadece ”Füruğ” benim için…

Füruğ şiir sevgisini şöyle dile getirmiş; ‘Ben, ruhum memnun olduğu zaman mutluluk duyuyorum ve şiir benim ruhumu memnun ediyor… Şayet insanların elde etmek için çırpındıkları bu güzellikleri bana verseler ve karşılığında şiir söyleme yeteneğini benden alsalar intihar ederi

Kadınların iyi bir şair, yazar olmadığını savunanlar acaba yerli veya yabancı şairleri araştırmış mıdır ?

Şiirlerinden ALINTI


“arsızlıkla damgalanan
boş kinayelere gülen bendim
kendi varlığımın sesi olayım
istedim yazık ki ‘kadın’dım”


———————————————————————————————-
“İnsanı sessiz kalmaya zorlayan acı onu bağırmaya zorlayan acısından çok daha ağırdır.
———————————————————————————————–
‘Yeniden merhaba diyeceğim güneşe
Gövdemde akan nehirlere
Bulutlar gibi uzayıp giden düşünceme
Benimle birlikte kuru mevsimlerden gecen
Bahçemdeki ağaçların hüzünlü büyümesine
Gecenin kokusunu hediye eden kargalara”



————————————————————————
Bana gururlu şeyler söyle,
Mutlu hikâyeler,
Huzurlu güzellikler,
Umudu anlat, İnancı…


———————————————————————————————–

Yıka beni dalgaların şarabıyla…
İpeğine sar beni öpüşlerinin İste beni yeniden bitmeyen gecelerde Bırakma artık beni Beni yıldızlardan ayırma.

“Masa da masaymış ha- Edip Cansever: “bu şiir ben miyim, -hayır değilim!”

Masa hüznü de alır, sevinci de alır. Masaya koyduklarımız,hayatımızdan bir parçadır. Bizim gerçeklerimiz, bizim düşlerimiz… En çokta yüklendiklerimiz olur masada… Biz yükleri sırtlar yine devam ederiz. Masadakiler birde kendimiz biliriz. Zaten benzerdir hüzünlerimiz, kederlerimiz, söyleyebildiklerimiz ve sustuklarımız…


Edip Cansever, “Masa da masaymış ha” şiiri ile anılmaktan çok sıkıldığını belirtmiş o dönemlerde, ama beğenilmemesi mümkün mü? Kendisini yansıtmadığını söylemiş, sadece ondan çıkabilirdi böylesine anlamlı bir şiir… Edip Cansever, benim ikinci Yeni Akımını yakından araştırmama ve sevmeme sebep olmuştur. Imgelerine ve betimlemelerine hayran olduğum şair. iyi ki var olmuş EDİP CANSEVER!

Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu

Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.
Edip Cansever
Dirlik Düzenlik, (Toplu Şiirler I), Adam Yayınları, 1990

2020 Yılı laf sokmak hâlâ bir sanat.

Yaralarımı saran insanlar lazım bana. Bir yara daha açan değil… Biz seninle olsak olsak şu saatten sonra mahalleye rezil oluruz ancak. İyisi mi sen otur, düşün. Ben artık uyursam geçer cinsindenim… Hadi hoş kal.

Aptallar daima memnundur hayattan. (Beyaz Gemi)

Ben insanları yarı yolda bırakmam hak ettikleri yerde bırakırım.


“Unutulmak istenen herkes unutulmalıdır.
Hatırlanmak istemiş olsaydı zaten çabalardı.”

“Biri bana güzel duygular hissettirdiğinde dünyayı onun etrafında döndürmek istiyorum, sizdeki kıymet bilmezlik beni baya şaşırtıyor.”

“En sevdiğin çiçeği susuz bırakırsan tabi ki ölür. Ve sevmek bir şeyi değiştirmez.”

“Bir yolda yürüyorsun; yolun yarısı birilerinin seni dağıtmasıyla, diğer yarısı da kendini toparlamakla geçiyor. Velhasıl hiçbir şey anlamadan ölüyorsun.”

“ölüm var ve sen her yerden dönülür sanıyorsun.”

“onca sevgiye rağmen kalbi filizlenmemişse, toprağı sen değilsindir.”

“Derler ki; yükünü kaldıramayacağın kalbe, elinden tutamayacağın insana talip olma”

Ayıya dayı demem yıkılsın köprü.

Belirsizliğe hiç tahammülüm yok. Seviyorsanız sevdiğinizi, sevmiyorsanız sevmediğinizi gösterin. Ortanızla işim yok

Zülfü Livaneli nin Dünyasından bakabilmek (Ömer Zülfü Livanelioğlu )

kuşlar

Zülfü Livaneli’nin seneler önce konserine gitmistim. Yaş olarak fazlasıyla küçüktüm. Gençler, ”EY ÖZGÜRLÜK” diye bağırıyor. Arkadaş olduklarını düşündüğüm bir grup vardı. İçimden hem onlara özeniyordum hemde şarkıyı çok güzel gür sesle söylemeleri hoşuma gidiyordu. Bana Marş söylüyorlarmış hissi vermişti. Birdenbire heyecanlandım. Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı. Büyük bir keyifle hemen tekrarlamaya başladım. O zaman “ideolojik bir şarkı” olduğunu söylemişti babam ama anlamamıştım. İdeolojik dediğinde aklıma askerlerin söylediği bir şeymiş gibi gelmişti.
Büyüdüm, büyürken benzer şarkılarlar bana eşlik etti yada ben şarkılara eşlik ettim. Ve müziğin evrenselliğini hiç bir ideolojiyi temsil etmediğini her geçen gün daha fazla anladım. Özgürlük, hangi ideolojideki insanı mutsuz edebilir ki ? İnsanlar özgürlüğünü kaybetmeden söyleyebilmeli böyle şarkıları… Livaneli, Kitaplarında, şarkılarında bulunduğumuz coğrafyayı bize edebi dille ve sanatçı kimliği ile anlatıyor hepsi bu.

Bir gün
Çok bunalırsan
Denizin dibinde
Yosunlara takılmış gibi
Soluksuz
Sakın unutma gökyüzüne bakmayı
Gökyüzü senindir
Gökyüzü herkesindir



“…bütün ortadoğu’nun adeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. kendi kanının tadından sarhoş olur.” #huzursuzluk kitabından..
Tavsiyem ; Kabul etmek istemeyeceğiniz gerçeklerle yüzleşebilirsiniz. Bedensel ve Zihinsel açıdan en rahat hissettiğiniz anda başlayın..

Savaşa neden olmak bir sapmadır, sapkınlıktır. İnsan topluluklarının kitle imha silahları üreterek birkaç yıl içinde elli milyon genci yok etmesi, normal bir aklın kabul edemeyeceği bir çılgınlıktır.— Ö. Zülfü Livaneli, Edebiyat Mutluluktur

Az bilinen🖌

…Farkında değilseniz hâlâ, öğrenin artık:
Yaşam an’lardan oluşur, sadece anlardan, şimdi’yi yakalayın.
Yanında termometresi, bir şişe suyu, şemsiyesi
ve paraşütsüz yerinden kıpırdamayan bir insandım ben.
Ama yeni baştan yaşayabilseydim eğer,
yüksüz, iyice hafiflemiş olarak çıkardım yolculuklara.
İlkbahara yalınayak girer, sonbahara dek unuturdum ayakkabıyı.
Hiç bilinmeyen yolları keşfeder, tadına varırdım günışığının,
Çocuklarla daha çok oynardım, yeniden bir şansım olsaydı eğer…

Jorge Luis BorgesAn’lar şiiri


…barışın demetleridir yaz tarlalarında,
iyilik alfabesidir o, dizlerinde şafağın.
Herkesin “kardeşim” demesidir birbirine,
“yarın yeni bir dünya kuracağız” demesidir;
ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
Barış budur işte… ‘

Yannis Ritsos-Barış Şiiri


…Yürüdük ya, pabuçlardan çok ülke değiştirerek
Sınıf savaşlarının ortasında, çaresiz
Haksızlığın olup öfkenin olmadığı yerde.

Biliyoruz halbuki:
Aşağılıklara duyulan nefret de
Bozar şeklini yüzün.
Kısar sesi haksızlık karşısındaki
Öfke de. Ah, güleryüzlülüğe
Ortam hazırlamak istemiş bizler
Güleryüzlü olamadık kendimiz.
Sizler fakat, geldiğinde vakit
İnsan insanın yardımcısı olduğu
Zaman.
Hatırlayın
Hoşgörüyle bizi.

BERTOLT BRECHTBizden sonra doğanlara